Haberler

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Tanı Yöntemleri

İlk bulgu olarak rutin jinekolojik muayene ve takibi sırasında PAP smear testi uygulanan hastalarda anormal PAP smear sonucu ortaya çıkıyor.

Anormal PAP smear testinin ardından, testin sonucuna göre, bir süre sonra ikinci defa PAP smear testi yapılabiliyor veya kolposkopi adı verilen cihazla rahim ağzının görüntülenmesi sağlanıyor. Ayrıca kolposkopi esnasında gerekli görüldüğü takdirde biyopsi işlemi de yapılabiliyor.

Bunların yanı sıra, rahim ağzı kanserinden korunmak ve erken teşhis sağlamak amacıyla da yapılan düzenli kontrollerde yine PAP smear’den faydalanılıyor. Bunun yanı sıra HPV-DNA denilen tetkik de tarama programlarında PAP smear’le birlikte veya tek başına kullanılabilen yöntemler arasında.

Normal şartlarda 20-30 yaş arasındaki kadınlarda HPV görülme olasılığı yüzde 30-50 oranında. Dolayısıyla bu grupta HPV testi yapıldığında hastaların büyük kısmında değerler pozitif çıkıyor ve HPV testinin anlamı kayboluyor.

Bu nedenle de 20-30 yaş arasında, üç yılda bir sadece smear testiyle takip öneriliyor. Sonrasında HPV’nin görülme ihtimali yüzde 7’ye düşüyor.

Dolayısıyla 30 yaşından sonra PAP smear’de yapılan sitolojik incelemeye HPV DNA testi de ekleniyor. Co-test olarak adlandırılan, PAP smear ile yüksek riskli HPV DNA testinin birlikte yapıldığı bu tarama sayesinde gereksiz biyopsi alma ve işlem yapma riski azalıyor. Hastalara daha uzun aralıklarla takip edilme olanağı sunuluyor.

Hastalığın tanısında; hasta anksiyetesini azaltan, inceleme maliyetini düşüren, doğruluk oranını yükselten bu testin sonucu negatif çıkarsa, hastanın bir sonraki takibi beş yıl sonra yapılıyor.

Yalnızca PAP smear’le devam edilmesi halindeyse üç yılda bir test yapılması gerekiyor.